Afrikan Anarşizmi Bölüm 1

1997 anarşizmle ilgili ilk büyük çalışma Afrikadan atıldı.Yazarlar Sam Mbah ve I.E. Igariwey, hem anarko-sendikalistler hem de Nijerya Bilinçlilik Birliği üyeleri. Bu yazım da yazarların Afrika anarşizmi hakkında çalışmalarını,tespitlerini,analizlerini ve düşüncelerini aktaracağım sizlere.  E hadi

Az sayıda insan anarşizmi Afrika ile ilişkilendirir.Her ne kadar anarşizm kapitalist yapılı bozulmaları ve solcu Marksist sahtekarlığı sürdürse de, Afrikalıların kendilerini anarko-sendikalist ilan etmeleri ve anarşizmin kıtadaki kurtuluş teorileri arasında meşru bir yere sahip olduğunu iddia etmeleri hem cesur hem de tehlikelidir. Ve biri sormalı: Neden? Şu ana kadar, Afrika’nın sömürge sonrası neoliberal krizini hiçbir şey çözemedi.Ne liberal demokrasi, Marksizm, kapitalizm, modernite, ne de milliyetçilik.

1999’da yayınlanan bir röportajda Mbah, kendisinin ve Igariwey’nin anarşizmin Afrika ile olan ilişkisini özetlediği ruhu şöyle anlattı: “Anarşizm, Batı Avrupa katkısı olmadan tamamlanmamasına rağmen, anarşist fikirleri geliştirmede yardımcı olabilecek Afrika geleneksel toplumlarının unsurları olduğuna inanıyoruz. Bunlardan biri, kendi kendine yardım, karşılıklı yardım veya Afrika toplumunda yaygın olan işbirliği geleneğidir. ”

Anarşizm Afrikalılara uzak olabilir,zaten bir yaşam biçimi olarak bile bilinmiyor.Ama Mbaah ve Igariwey afrikada anarşik unsurlar görüyor.Anarşizm ,afrikanın geleceğidir diyorlar. Afrika kıtasının sömürge sonrası neo-liberal yıkımından kurtuluş için devrimci bir perspektif ilerletmek için “Bu problemler göz önüne alındığında, Afrika toplulukçuluğunda ‘anarşik unsurlara dönüş’ neredeyse kaçınılmazdır.”

Mbah ve Igariwey,”bunlar hükümdarlarları olmadan” romantik ve pembe bir resim çizemezler.

Din veya maneviyatla ilgili  Mbah ve Igariwey, geleneksel yaşamdaki önemini ve oynadığı kaynaştırıcı rolü vurgularlar;

“Din, bu anlamda, öncelikle dünyanın kuramsal bir yorumudur ve bu yorumlamayı tahmine uygulamak ve Dünyevi olayların kontrolünü tanrılara vermektir.Tanrılar teoriktir ve onlar insandır.”

Soyinka, “Afrika’daki Anarşizmi Geliştirme Engelleri (Din ve Kültür Faktörleri)” nde, yerli dinin bu yönünü dinamik olarak görmekle birlikte “tüm dinler gibi Afrika dinlerinin de muhafazakar / gerici yönleri vardı” diye belirtti.  Dini umutsuzluğa bağlarlar ve dinin, özellikle de ithal edilen Batı dininin umutsuzluğa yol açtığını söyler.

Yazarlar, Afrika sosyalizmi gelişiminin yeniden incelenmesinde Nkrumah’nın pozitif sosyalizmi, Senghor’un varoluşçu ve “olumsuz” sosyalizmi, Nasır’ın demokratik sosyalizmi veya Nyerere’nin aile sosyalizmi üzerine kitapları kapatmamamızı öneriyor. Bütün bu çeşit Afrika sosyalizmi devlet tarafından başlatılmış ve başarısız olmasına rağmen, Mbah ve Igariwey, Julius Nyerere yönetiminde Tanzanya’da çok “gerçek ve inandırıcı bir girişim” yapıldığına inanıyorlar. Nyerere’nin düşüncesi, “mantığı ve içeriğinde tartışmasız biçimde anarşist” olan sosyalizme yönelik organize, sistematik bir perspektif olarak görüyorlar. Sosyalizm kavramını Aile kavramı ile uygulamaya koyma çabası yeniydi.

“modern yöntemler ve insanın yirminci yüzyıl ihtiyaçlarını” hesaba kattı.  Köy demokrasisi çağrısında bulundu ve zorlama yoluyla kurululmadı, daha çok ikna ve fikir birliği sağlandı. Yazarlar, bürokrasinin ve devlet yolsuzluğunun müdahalesinin Ujamaa(aile)’nın başarısız olmasına neden olduğunu iddia ediyor. ancak bunun, Nyerere’nin argümanını azaltmadığı konusunda ısrar ettiler. Muammer Kaddafi’nin “Üçüncü Evrensel Teori” ve jamarrhiriyah konseptine küçük bir yorum yapılıyor.Devlet tarafından başlatılan sosyalizmin başka bir deney olmasına rağmen (ve birçoğu gibi kurtuluş hareketinden ortaya çıkmışsa da), kuramsal olarak cesur ve daha fazla ilgi görmeyi hak ediyor.

Mbah ve Igariwey, milliyetçiliği, kültürü ve sınıf mücadelesi altındaki halkların spiritüalitesini, özellikle işçiler ve köylülerin mücadelesi altında barındırır. Ancak gerçek millet ayrıca İbo, Yoruba, Ogori, kadınlar, gençler, üniversite öğretmenleri, tacirler, inşaat işçileri vb.. Milliyetçi hareketlerin soyut politik ekonomik kategorilere dayandırılmayan güçlü kimlik bileşenleri vardır. Taze düşünmeye ihtiyaç duyulmaktadır ve feminist, postmodernist ve kültürel araştırmalarda bulunan milliyetçilik ve kurtuluş hareketlerinin analizlerinden yola çıkılabilir. Anarşistler ve anti-otoriterler tarafından geliştirilen devlet dışı ya da devlet karşıtı milliyetçiliğe ilişkin küçük ama büyüyen bir yapı da var.


Geniş ve canlı bir Afrikalı anarşizmin geliştirilmesinde bu çalışmalar, anarşistlerin ve devrimcilerin genel olarak eksik olduklarına dair ipuçlardır. Birlikte, insanların hayatlarını sürdürebilecekleri kültür ve sınıf analizlerinin bir kombinasyonunu sunuyorlar.Soyinka’nın analizi, Yoruban direnişinin önemini anlamamızı sağlarken, Mbah ve Igariwey bize Afrika krizine ilişkin güçlü bir sınıf analizi yapıyor ve kıtayı özgürleştirebilecek bir anarşist perspektif görüşü öne sürüyor.

.